Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Öfkeli bir beynin kıvrımlarında,
Hayal gücümün en keskin uçlarında.
Öyle yalnız bir gezegen ki,
Yaratıcı kendi kaderine terk etmiş.
Sonradan doğmuş her bir beden,
Evrimin amansız silahlanma yarışına.
Sahne çoktan hazırlanmış,
Rollerse en başından dağıtılmış.
Gerçekleşmeyecek mi hiç,
Düşlerimde yaşayan ütopyalar?
Cennetin özlemiyle doğarken dünyalar,
Tanrının cesediyle birlikte çürüdü umutlar.
Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Gözlerimi bürüyor kıyametten sahneler,
Rehavetin kollarında olgunlaşıyor kaos,
Ve dönüş olmayacakmışçasına yanıyor isyanın ateşi.
Yaşlar tek bir gözden yağıyor artık,
Kanlar hep bir damardan akıyor.
Yaşam hırsın avuçlarında parçalanıyor.
Gerçekleşmeyecek mi hiç,
Düşlerimde tasarladığım ütopyalar?
Cennete ulaşmak için ölmeyi beklerken,
Tırnaklarıyla kazıması gerektiğini fark etti insanlar.
Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Daha kötüsünü kaldırabilmek adına,
Kabuk bağlıyor en derin yaralar.
Bu dünya hepimizi kaldıramayacak kadar dar,
Bir şekilde kusması lazım üzerindekileri.
Dalgalanan hiçliğin kaotik bir tahterevalli oyunundayız,
Varlığın ölümcül dansında yaşamı tatmış oyuncularız.
Gerçekleşir mi bir gün,
Düşlerimde yaşayan ütopyalar?
Vicdanım uzlaşır mı nefsimle,
Mürekkep kurumamışken ölüm defterinde?
Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Susmuyor yine, tırmalıyor benliğimi.
Kurguladıklarım arzuladıklarım mı?
Elime geçse fırsat gerçekleştirir miydim acaba hepsini?
Hak ettiğim değeri yaşayarak kazanamadıysam,
Ölümsüzlüğü ölümün kollarında bulmayı diler miydim?
Düşlerden öteye gitmeyecek,
Zihnimde tasarladığım distopyalar.
Beynimin en derinlerinden fısıldanan sesler bunlar:
Yaşa, yak, yık, kana, öl!
Haykır, parçala, kan, din ve bitir!
Öfkeli bir beynin kıvrımlarında,
Hayal gücümün en keskin uçlarında.
Öyle yalnız bir gezegen ki,
Yaratıcı kendi kaderine terk etmiş.
Sonradan doğmuş her bir beden,
Evrimin amansız silahlanma yarışına.
Sahne çoktan hazırlanmış,
Rollerse en başından dağıtılmış.
Gerçekleşmeyecek mi hiç,
Düşlerimde yaşayan ütopyalar?
Cennetin özlemiyle doğarken dünyalar,
Tanrının cesediyle birlikte çürüdü umutlar.
Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Gözlerimi bürüyor kıyametten sahneler,
Rehavetin kollarında olgunlaşıyor kaos,
Ve dönüş olmayacakmışçasına yanıyor isyanın ateşi.
Yaşlar tek bir gözden yağıyor artık,
Kanlar hep bir damardan akıyor.
Yaşam hırsın avuçlarında parçalanıyor.
Gerçekleşmeyecek mi hiç,
Düşlerimde tasarladığım ütopyalar?
Cennete ulaşmak için ölmeyi beklerken,
Tırnaklarıyla kazıması gerektiğini fark etti insanlar.
Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Daha kötüsünü kaldırabilmek adına,
Kabuk bağlıyor en derin yaralar.
Bu dünya hepimizi kaldıramayacak kadar dar,
Bir şekilde kusması lazım üzerindekileri.
Dalgalanan hiçliğin kaotik bir tahterevalli oyunundayız,
Varlığın ölümcül dansında yaşamı tatmış oyuncularız.
Gerçekleşir mi bir gün,
Düşlerimde yaşayan ütopyalar?
Vicdanım uzlaşır mı nefsimle,
Mürekkep kurumamışken ölüm defterinde?
Zihnimdeki vahşi distopyalar,
Susmuyor yine, tırmalıyor benliğimi.
Kurguladıklarım arzuladıklarım mı?
Elime geçse fırsat gerçekleştirir miydim acaba hepsini?
Hak ettiğim değeri yaşayarak kazanamadıysam,
Ölümsüzlüğü ölümün kollarında bulmayı diler miydim?
Düşlerden öteye gitmeyecek,
Zihnimde tasarladığım distopyalar.
Beynimin en derinlerinden fısıldanan sesler bunlar:
Yaşa, yak, yık, kana, öl!
Haykır, parçala, kan, din ve bitir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder