3 Ağustos 2012 Cuma

Aytaşı: Bir Günlük Öykü

Gölgenin karardığı yerde beliriverdi. Sarmaşıkların ardına gizlenmişti bedeni, dümdüz saçlarının kapattığı yuvarlak yüzü pek de nadirdi görmek isteyenlere. Kendisine saklamıştı Ay taşından koyu gözlerini, onda kendimi bulmayı öylesine isterdim ki... Soluğumu uyuşturduğum bir gün geldi yanıma oturdu. Buzdan bakışlarım penceredeki sonsuza odaklıyken gözucum mat bir kırmızılıkla kaşınıyordu. Tek renkli yanı elma alı ayakkabılarıydı, ta ki simsiyah saçlarının arasından pembe dudakları seçilinceye dek. Bir öpsem benim olur muydun? Ellerinle gökyüzüne yükselip cennetimde yürüsek ya. Sarıldığımda nefesinden anlardım hislerini, kıpırdatma dudaklarını bozmasın sakın sözlerini, yağmur sonrası saçlarının kokusunda huzurlanıyorum, peki göstermeyecek misin artık gözlerini? Eller el ellere uzanmaktayken, kuytular ayaklarını yerden keserken, kucağımda paramparça hilaller birleşmemişken, gözlerinden bir parça çalıp saklayabilir miydim Ay kırıntılarının arasında? Dokunduğumda gözlerine eridi gitti yıldızsız gecelere. Dümdüz saçları ahenkle veda ediyordu son bakışıma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder