3 Ocak 2014 Cuma

Gecenin Sarhoşluğu

Özlemi taşı bir ışık huzmesinde, renklerine ayır geceleyin yağmur damlalarının sesinde, süslü bir gökkuşağı gibi süzülsün göğün her yerinde. Titresin renk cümbüşü, trafik ışıklarının ıslak asfalttan yansımasında olduğu gibi. Tac edeyim başıma, sarılayım her arzuladığımda, düşler sinmiş, sığmış daracık kabuğuna. Binbir öykü kulağımda, kendi soluğundan geçirmiş notaları her bir sanatkar, böylece özünden bir parça salmış dünyaya. Haykırmış duygularını gökyüzüne, bildiğinden kimsenin duymayacağını yeryüzünde. Bir gün elbet ağlatacaktır birbirinden habersiz aynı ağıdı haykıranları, aynı yolda koşarken dizlerini kanatanları. Issız melodiler en çok ona yaraşır, zarif elbiseler ancak ona yakışır. Sanki tüm varlık ona anlam biçesin diye vardır. Gecenin zerrelerinde yüzen sarhoş bir duygudur bu, karanlığın bürüdüğü cesur hislerdir hepsi. Uykuyla solar, gün doğar, ayılır egolar. Sükun boğulur gün ışığını her aldığında, yıpranır gündüzün gürültülü kalabalığında. Yalınlıktan başka bir şey istemezdim yaşamımın her anında, neden duyguların silüetleri yok ki yanımda? Sarp patikaları yörünge edinmiş gezegenler, kayıp ruhların her biri ayrı çıkmaz sokakta. İçimde mi doğacak evrenler, sessizce mi kopacak kıyameti? Ne ser verdi ne de sır içimdeki fırtına, es koydu İsrafil surun notalarına. Yıkımın senfonisi ancak içimde kıvranıyor, uykuya bürünüyor, kulağımdaki müzik gibi fade-out girdabında kıvrılıyor. Ölüm, bir geceyi daha alıverdin yastığımın altından, gündüzü bağışladın yine ansızın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder