15 Eylül 2013 Pazar

Özlemin Kreşendosu

Özlemim arttıkça parmaklarımı daha da çok daldırıyorum harflerin ırmağına. Benzer sözcükleri seçiyorum, denenmiş uyakları deniyorum, yine de ben kendimi beğeniyorum. Haşır neşir oldukça sözlerle, duygularıma hangilerinin yakışacağını daha iyi biliyorum. Notaların ırmağı için iyi haber, arpejli kıyılar beni bekler. Okyanus esintileri ilk defa ayrı benden bu gece, sanki birbirine bağlanmış iki hece... Buzdan kesilmiş penam da duruyor cüzdanımda, hiç kullanılmamış, duruyor anımda.

Rüyaların tiyatrosunda, oyunun son sahnesinde, gözler açıldı ve kapandı 15 defa. Ne de güzel gidiyordu gecem, düşüncelerimi yeni tanıştığım bir insana anlatmanın dayanılmaz heyecanını uzun süre sonra yeniden yaşamıştım. Sınırlı bir alanda, milyarlarca dala bölünmüş ağaçta kendine yer edinme çabasıydı hayat. Dalı kalın olan daha rahattı, ama ezerdi o da dalı ince olanı. Napmalıydık, adalet yok diye onun düşünü kurmasa mıydık? Ağacın sonsuz bir alan kapladığını düşlüyorum, her bir dal da kendi sonsuz alanına sahip ve diğer dal arkadaşının hakkını kısıtlamıyor. İşte buydu cennet gözlerimde, birden başlayarak saydığımda sonsuza ulaşabileceksem, evrimin sonuydu zihnimin sözlerinde.

Berrak zihnim bulanmaya başlamıştı özlemin pençesinde. Senle yaşayamadığım şeyleri başka hiç kimseyle yaşamak istemiyordum, seni kazansam ve senle mutlu olsam ya? Günler geçiyor, gerisayım eriyor. Kavuşmaya kalan her gün ayrı bir yaprak dökülüyor, Dört Mevsim'de güzün mahareti bu olsa gerek, düşen yapraklar umut olarak yeşeriyor. Başımı yastığa gömdüğüm her gece uyuyana dek uyuşurum, arınırım uyuştukça, açığa çıkar en temiz hislerim, bir bilsen sevgi kadar güzel, güvende hissetmek kadar özel...

Bir gece daha geçti üzerimizden, günler ayağımızın altından kayıp giderken. Şişti yarımay, soğuk bedenimi inceden ürpertirken kulağımdan geçip gitti eski melodik şarkılar. Gençliğimin en yalın yıllarına duyduğum özlem gibi sana duyduğum özlem. Titredi kalbim ilk kez dün gece, kırık ay parçalarını birleştiren sendin, varlığınla da yokluğunla da. Benim olsaydın dolunay aydınlatacaktı yüzümüzü her gece, dalgalı denizlerden yansıttığı adlarımızı okuyacaktık, haykıracaktık henüz görmediğim ormanının yüzüne...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder