10 Nisan 2013 Çarşamba
In My Darkest Tranquillity
Kızıllığını kaybeden gökyüzünün yanında neler götürdüğünden haberdar mısın? Öyle bir dünya ki gömülen bile içinde neler taşıdığını bilmeden karışıyor yokluğa. Düşlerim hücrelerime perçinlenmiş, cennetten bir melodi kadar uzakta bedenim. Gözyaşlarım birbiriyle çarpışır armoniler atışmaya kalkıştığında. Yaratıcılığın tek simgesi ilerleyen zamanın birikintileri. Virajlarda sendelenen her an umutsuzluğa bir kanat çırpış, menderesler çizen bir ırmak görüntüsünde hayat. Acımasızca savuruyor güçsüzleri kendi ağından. Bakışlarım boş, anlamı görsem nolurdu ki bundan sonra? Dakikalığına açılan bir perde, mükemmele teğet geçmiş dekorlar, bir bakmışsın paramparça olmuşlar. Geçiciliğin adı yokluğun ta kendisi. Şelalelerin sesi ne kadar gerçekçiydi, neden kayboldular ki şimdi? Gökyüzüne uzanan bir merdiven, galeriye hoş geldim. Parıltıların aromaları dibime işlemiş, kaosun ortasında direnen düzen orta yaş bunalımına girmiş. Amansız ritmler, evrenin en ucundan. Her bir taş parçası yüzbin öykü saklar yüreğinde, romantik hastalığımızı onlara bulaştırmışız sanki. Her biri ben için mi şimdi, varlığından habersiz gittiğim halde? Ne kadar da parlaktı Güneş'in çağları, Tanrı'nın elleri soğuk, kim kopardı bağları? Her şeyi bilenden sorabilirim hesabımı ancak, o zaman kanarım ancak gerçekliğin susuzluğuna. Neden ölümü beklemek zorundayım ki rüyalarımda binlerce kez bundan men edilmişken? Anlar bükülsün istiyorum, gözlerin birbirine kitlendiği anı görene dek. Karadeliğin yörüngesinde tehlikeli bir macera, yaşama arzusunu başkasından karşılamak ne kadar da tuhaf, bedenler doğal seçilimin bir piyonu adeta. İçinden beslendiğim boşluk bir tohum vermeli, düşünürüm, emekler boşuna mı? Doğayı kendi paletimmiş gibi kullanmak istiyorum, ancak hissettiğim tek şey sadece bir kukla. Gökteki ihtişamın altında asılı bir toz zerreciği ve içinde vasata demir atmış yaşamlar. Gökkuşağına hiçbir zaman ulaşamadığımdan hep düşlerimde sarıldım ona, koklayamadım renklerini, duyamadım birbiri ardınca akan yağmur damlalarını. Aksak nefesinden yaratamadım yeni bir dünya, eritemedim gözyaşımı spektrumun sıcacık ellerinde, benim altı rengim nerede? Birleşip de bembeyaz olsalar ya, dileğim bu en karanlık saatimde. Kulağımda huzurun en koyu tonu, 6/8'lik bir arpej...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder