Pırıltıları özlenen Mevsim'e ayak bastım. Bulutlar gelişigüzel saçılmış, sanki göğe bir boya küpü yayılmış. Adımlarım keyfekeder, her hayalinden bir parça yoğurmuş çocuğun haykırışları bu: In Waves! Attığım adımları geriye doğru izlediğimde giderek koyulaşan bir desen görüyorum. İçlerinde bir gri var ki kapkaranlık. Ayağımdaki çamurları yola vura vura dökmeye çalışıyorum; bir türlü kırılmayan bağlar, onur kırıcı olan. Mutluluğu tattıkça ona alışıyorum; kökünü kurutmadığım acılar, aslında yıkıcı olan. Yalnızlığımda boynumu saran sarmaşık umutsuzluğun temeli. Tutarsızca akan anlarıma sinmiş en sinsi koku, amansızca savaştığım tek şey zamanın oku. Öfke, dünlerin tozlu sayfalarını yakıp geçiyor tüm dünyayı ardında bırakarak... Küllerin arasında küçük bir kağıt parçası: "Gerçeği kesin bir nitelikle bulabilsem o benim bağışıklığım olurdu..." Öyle miydi ey kendim? Mükemmele sonsuz adım uzaktayım, fakirlerin arasında müstağniyim. Bu yaşam olgunlaşmak için çok kısa. Evrimin kanatları altında kendime olan aşkım belki de tek gerçek. Sapsade ve tutkulu ellere samimi bir serzeniş, kıvrıldım kalbine giden damarlarının arasında. Bu içtenliği bulmayalı uzun süre olmuştu...
Uykumun belleğimi dinginleştirmek için neler yaptığını bilemezsin, gündoğumu yine bir umut tohumuydu, ateşten nefesim kök salmış sarmaşıkların üzerindeydi... Ayakkabımdaki çamurları temizlediğimde çimlerin yeşiline buladım üzerimi, baharın canlılığı hepimize bulaşmıştı. Sözlerinle ruhumu ısla gökyüzümün yeni bulutsusu, gözlerinden taşan duygu suyundan tatmak istiyorum. Hırçın haykırışlarında merakın önlenemez baskısı yatıyor. Gün ışığı tatmin eder mi seni, olur musun mutmain yanında görünce beni? Irmağı kendi akışına bıraktım, yaşamı yeniden deneyimlemek için müdahale etmeden gözlüyorum.
Güneş'in ışığı benleydi gün boyunca, sözlerimdeki parlaklık kulak kamaştırıcıydı. Milyonlarca kilometrelik saçaklar, köpgün yuvarlağı sarıp sarmalamıştı. Siyah iplikler bezenmişti bedenine; benek benek, olmuşlar öbek öbek, taçlanmıştı. Gözlerine dokundum sıcak bir gülümseme eşliğinde; saçlarıyla oynamak istedim, duygularım eşiğinde. Beklentiler yüreğimi tırmalar, evrenin en güzel armağanı bu kalbimdeki ırmaklar, eller uyumlanmış, kenetlenmiş parmaklar...
Gökteki melekler acaba kimin yanında? Ama yine de tek bir ana adanmış emekler gülümsetiyor sonucuna ulaştığında. Hiçbir zaman yanılmadı Laplace'ın minik şeytanları. Bir işaret parmağı ve güçlü bir bağırış yetmişti dikkat çekmeye... Göğü yaran bir ışın kılıcı, sesini ancak düşlerin sınır çizgilerinde seksek oynayanlar duyabilirdi. Yanında Dev'in Gözü izliyordu hepimizi, buluttan maskesi güzelliğine gizem de katıyordu.
Samanyolu'nun tozlarında tohumu ekilmiş canım, kaygısız yaşamayı seviyorum. Toprağı yastığım, bulutları yorganım kıldığımda benden masumu yoktu. Durdu vakit çamurdan sevgiye bürünmüş bir silüetin sarılışında. Uykum öldürdü zamanı, yok etti yokluğu, varlığım yine armağandı yeni bir gündoğumuna. Yaşlardan 7074'tü, günlerden 3.14'tü...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder