Sisli ve boğucu bir yıl... Silikleşti yıldızlar, görünmedi bile kapalı kabuklar. Sıkıştırıyordu birileri, bağlıyordu at gözlüklerini. "Doğru kapıyı seç çocuk, bundan gayrı sana yol yoktur." Asla uymak istemedim sözlerine; ama düşündüm, ya düşlerle ayaklar ayrı yollara giderse?.. Manzarayı seviyordum aslında; ama renkleri negatife çevrilmiş. Yine de ulaşabilirdim zirveye, "Bitince her şey güzel olacak." diyorlardı, öyle değil mi? En büyük armağanım gelmişti dünyaya, bu yadsınamazdı. Ne zaman düşsem cehenneme, bir bakışı su serperdi yüreğime, göğsüme yatıp kalbimi dinleyerek uyuyuşu o kadar tatlıydı ki... Yıldızlardık, her birimiz ayrı hücrelerde, izletiliyordu saatlerce hangi kapı nasıl açılır, bir diğerine nasıl geçilir...
Genç bir hilal belirmişti yanıbaşımda, güzün yeşil kalan yaprağı... İzledi beni, dolmaya başladı, dördün oldu. Her geçen gün daha büyük bir gelgit oluşturmaya başladı, gizler miydi acaba Ay'ın Karanlık Yüzü'nü gözler önüne seren? Açıldım, parladım ona. Bilinemezlik bir fırtına gibi sürükledi umutları, doğru yerde mi bilemiyordum; ama her gelişinde kabarıyordu sular, titriyordu topraklar. Sorgulasa mıydım bu gelgitleri, yoksa yok olsaydı kurak kalırdım diye mi yapmadım bunu? Daha da doldu, geçti dördünü, arttı çekim gücü. Bükmüştü uzayımı, yörüngem o mu olmuştu yoksa? Sert bir kış geçmişti, en azından bahar çiçekliydi. Umut "gel"leri oldu mut yelleri. Dönüyordu günler birbiri ardına. Bir çoban vardı o sıralarda, uslu usluydu koyunları. Hiç ısınamadım onlara, taştı bardak, boşanırcasına yağdı damlalar. Sırılsıklam nefes koşuyordu her gün yaprağına. Bir gün oldu, kayırdı çoban koyunlarını. Kırıldı bardak, gürledi asi gök. Aklandı yine birileri, bense daha kötü bir hücreye sokuldum, penceremden görünmüyordu artık Dördünertesi...
Geçti günler, geçti 1 ay... Yırttım bulutları sonunda, ne de güzel parlıyordu, nerdeyse dolmuştu. Dedi bana "Dolunay'ın olabilir miyim?" Evet dedim, apaydınlıktı Dünya'm. Supsulak bir haziran akşamıydı, çatladı yer, hafif bir öncü... Battı bir süreliğine, yağmur yağdı sonra, sprey gibi değdi yüzüme, esti efsaneler. Düşündüm ne de güzel bastırmıştı sağanak, bütün bunlar boşuna mı?.. İçsem Lethe'yi, doğsam 17 yaşımda... Ne kadar da uzak geliyordu o zamanlar... Büyük Boğa'yla çarpışmama bir hafta vardı ve tüm yaz düşlerim de kısıtlanmıştı. Son "gel"ini verdi ve ardından büyük bir deprem oldu, oldukça ciddi konuşuyordu. Yarıldı gözyaşı bezlerim, boğuldum kendi tufanıma. Saatler hiç bu kadar uzun olmamıştı, ayrılmadı gözler bin yıl boyunca o küçücük camdan. Öyle güçlüydü ki bükücü etkisi, ışığı yaymaz olmuştum. Bir karadeliğin olay ufku hattında sek sek oynayan bir astronot gibiydim. Bir adım beni kaçınılmaz parçalanmaya dek sürükledi. "Neden" karşılık bulamayan bir soruydu. Bu tufandan çıkmak için ancak gemiye binilebilirdi ama ben kayaya sığınmakta ısrarlıydım. Çırpındım, yetmedi nefes... Titriyordum ancak titreyen yalnız bedenim değil, tüm benliğimdi.
Bir el yetişti tüm imdadıma, ancak o bunun farkında değildi. Uyuyordu küçüğüm, elini tuttum minicik, tüm tükenmişliğim beni uykuya götürdü. Hiç uyanmayacak gibiydim ama uyansam nolur ki sorusunu engelleyen bir şey vardı hayatımda. Uyandım, gülümsüyordu bana... Neler oldu, neler bitti... Tüm yaşananlar bir hoşçakalla gitti.
O gün Altimuray yitti. Bir şekilde kazanmam gerekti kendimi. Ben ölmeden öldüremezdi beni hiç kimse. Kendimi ancak kendim kazanabilirdim. Ayna ayna, göster kendimi bana. Yeniden bağlanmak kendime... Bir çocuk gibi heyecanımı doğurduğumu gördüm. Önemsemedim Boğa'yı, kendim gibi yaşamaya adadım hayatımı. Birçokları son kapıyı aşındırmaya çalışırken aşındırıyorlardı kendilerini. Bense onların çıkmayı umdukları bahçenin çitlerinin de ötesinde kitap okuyordum. Altimuray'dı Altimuray'ı dirilten, her ne kadar bulutlar nedeniyle görünmemiş olsa da biliyordum o ordaydı. Ve 6 ay geçti aradan. Bambaşkayım, aslında ben dünkü ben bile değilim, her gün yeniliyorum kendimi. İşte bu akşam, bu akşam Altimuray yine beni bekliyor. Yıldızlarımla birlikte olacağım ve haykıracağım tutulan Ay'a "Seni seviyorum!" diye ve o da yankıyla yanıtlayacak beni: "Seni seviyorum!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder