Dört Mevsim'in yeryüzü yansımasında güz geldiğinde yapraklar yolları doldurur. Gökler gölgeden yoksunken ayaklarımızda çıtırdar kızıl yapraklar. Doğan Güneş'in sisler arasından sunduğu ışığı, yüzlerimizi üşüten hafif rüzgarlar tamamlar. Zamanı gelmiştir güz şarkılarının, kulağımda çınlar The Drapery Falls:
"Spiralling to the ground below, like autumn leaves left in the wake to fade away. Waking up to your sound again and lapse into the ways of misery."
Her mevsimin bir ruhu var derler. Güneş ışınlarının açısı belirler bir bakıma duygularımızı. Üçüncü mevsimin kalbimize attığı imza hüzündür. Doğanın ölümüne tuttuğumuz matemdir. Yaşam çıplak kalır üçüncü mevsimde.
Öğlen olur Dört Mevsim'de. Aynıdır hepimizin amacı, üzerimize çöken karanlığa karşı bir soluktur aradığımız. Bağrına basar bizi Dört Mevsim, farklılıklara karşı alabildiğine saygılıdır. Yeşiller grileri yener burda, gökkuşağının her rengine iyedir Dört Mevsim.
Çıplak ağaçların dallarını üzerimize sarkıttığı yollardan geçeriz birbirimize kavuşmak için. Nefes nefese kalsak da gözlerin ışıltısıdır ödülümüz. Gülümsemelerin sıcaklığıyla ısıtırız kalbimizi, muhtaçtır sevgiye yeryüzü döndüğünden beri.
Güneş terk eder tahtını, doğar yokluğunu aratmamaya çalışan Dolunay. Soluk kalır ince bulutların ardında, üzülürüz hep beraber haline. Gece yavaş yavaş yürürken gündüzün inine, yalınlığımız geleceğe bir umut olur. Bulutlarla örtünürken yıldızlar, biz de yarının büyüsüne bürünürüz, rüyalarımız düşlerimiz olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder