15 Haziran 2013 Cumartesi
Varoluşun Anlamsızlığına Takılan Bencilce Bir Kulp
Özgürlüğün adının geçtiği her yerde kafesler gördüm. Yalnızca biri daha büyük ve daha genişti diğerlerine göre. Özgürlüğün tam sınırı nerdedir ve bunu belirleyen tam olarak nedir? Doğadaki en az enerji kuralından mı kaynaklanır acaba bir kez doğru belleyip değiştirmediğimiz kararlarımız? Ya da kaz gelecek yerden tavuskuşu esirgemeyen evrimin sihirli elleri mi itekler bizi yeni deneyimler edinmeye? Evrenin bir köşesinde milyarlarca yıllık dinginliğe ermiş kaosun pençesinde bilincine, duygularına dek bezenmiş insanoğlu pek minnettar olmalı kendisini var eden istikrara. Yanlışların sürekli elendiği bir ortamda doğruya yaklaştığımıza inanabiliriz ancak çevrenin koşullarına göre törpülenen beynimiz ,doğruların yalnızca hayatta kalma başarısının en tembel haline göre şekillendiği dünyada, işine gelmeyen gereksiz yükleri gözardı edecektir elbette. İrade sahibi olmakla övünen insan çoğu zaman aciz kalmıştır farklı koşullar altında istemsizce edindiği farklı fikirlerini görünce. Karmaşıklığımız benliğimizi okşasa da özgürlük yanılsaması gölge düşürür yanından bile geçemediğimiz mükemmelliğe. Tanrı'nın zihnine girsek bilirdik belki ne doğru, ne yanlış, nedir şu sınırlar ha? Ancak bu da o kadar kolay değil. Evrenin yapıldığı maddeden her bir düşüncemiz, sinir bağlantılarımızın yettiği kadar sorularımız. Evrende teklik yerine muazzam çeşitlilik görüyorum. Her bir olgu kendisine göre artılara ve eksilere sahip. Bana göre bu doğruların mutlaklığına set çekiyor, muğlaklığını onaylıyor. En azından tesellimiz onu arayacağımız milyonlarca yola sahip olmamız. Amacı nedir şu varoluş koşusunun, belirsizliğin muhalefetinde her bir neslin kendisini daha bütünleşik programlaması nereye dek sürecek? Hiçliğin mükemmele yuvarlanmasının kaçınılmaz bir sonucu mudur tüm bu olanlar? Olması gereken tüm hızla devam ederken oturup soruyoruz tüm duygusallığımızla: "Niye?" Bana faydası olmayacak bir senaryoda yükü taşımak elbette angarya gelecektir, kim bilir katlanıyoruzdur belki sonunda ödülü vardır diye. Olup bitenler olup bitmeye devam ederken dışardan bir gözle izleyip değerlendirebilseydim kendimi. Yeryüzündeki en büyük gösteri başladı 20 yıl önce, her rüzgara karşın devam ediyor, perdeler kapanacak ben ölünce. Sahnedeki figüran kadar bencilim, evrenin rolünü kendime biçmişim en iyi şekilde oynuyorum, belki bencilce ama ölümüne de yaşamcıl...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder